Kitap okumak için zaman nasıl bulunur?
Kitap okumak için pek çok kişi zamansızlıktan şikayet ediyor. Sosyal medya, internet ve gündelik hayatın koşturmacası gerçekten kitap okumaya engel mi yada kitap için nerelerden zaman tırtıklayabiliriz?
Kitap okumak için pek çok kişi zamansızlıktan şikayet ediyor. Sosyal medya, internet ve gündelik hayatın koşturmacası gerçekten kitap okumaya engel mi yada kitap için nerelerden zaman tırtıklayabiliriz?
Kitap yazmak isteyen ancak hangi konuya öncelik vermesi gerektiğini, hangi formatta yazacağını yada kitabını hangi koşullarda nasıl yayınlatabileceğini bilmeyen pek çok kişi var. Yazdıklarınızın bir kitaba dönüşmesi, maddi-manevi olarak size belli kazanımlar getirmesi için ne yapmalısınız?
Mesleğinizde zirvede olabilirsiniz ama bir kitabınız yoksa bir şey eksik kalmış demektir. Neden mi?
Çoğu yazar kitap yayınlatmanın tek yolunun yayınevi olduğunu sanır. Oysa okura ulaşmanın başka pek çok yolu var.
Yazarlardan en sık duyduğum serzeniş şu, “Bir kitap yazdım, yayınevine gönderdim, benden para istediler, nasıl yani?” Durumu şöyle açıklayayım. Yazdığı kitaba farklı bakış açılarıyla yaklaşan bir çok yazar var.
Çocukken yazdığım öykülerin, şiirlerin tek bir harfi değiştirilse büyüsü bozulan ‘kutsal metinler’ olduğunu düşünürdüm. Büyüyünce bakış açım değişti. Anladım ki daha iyi yazmak için yeniliklere açık olmak, sürekli arayışta olmak ve denemeler yapmak gerek. Büyük yazarların metinlerini nasıl kurguladığına kafa yormak, yaratıcılığı zorlamak, en önemlisi de bunu sürekli kılmak yazma yolculuğunun yapı taşları… Bu atölyeyi kurgularken amacım yazmaya kafa yoran insanlara günlük, minik hatırlatmalar yapmak, onların yazma yolculuğunda onlara eşlik edebilmek… Biliyorum ki kendini geliştirmenin en önemli adımı süreklilik ve çalışma…