19 Temmuz 2016

Çocuklarınızı cinsel tacizden koruyun

Çocuklarınızı cinsel tacizden koruyun

Çocuklarımızı tacizden nasıl koruyacağız?
Son zamanlarda hızla artan çocuklara yönelik taciz ve tecavüz haberleri her bir bireyi “Nerede hata yaptık?” diye sorgulamaya itiyor. Hakikaten nerede hata yapıyoruz? Annelere-babalara, aile büyüklerine, öğretmenlere bu konuda hangi sorumluluklar düşüyor?


Bebeğimle Elele dergisinde yayınlanmıştır. Telif hakları DBR’ye aittir.

 

Sekiz yaşında bir çocuk karın ağrısı ve kabızlık şikayetiyle hastanenin pediatri kliniğine götürülüyor. Muayenesi yapılıyor, anlamlı bir neden bulunamayınca Çocuk Psikiyatrisi Polikliniği’ne yönlendiriliyor, çocuk sürekli eve hırsız gireceği korkusu yaşıyor, yalnız kalamama, kardeş kıskançlığı, sık ve uzun el yıkama benzeri obsesif davranışlar gösteriyor, annesiyle çatışıyor. Aile hastaneye getirip götürme zorluğundan tedaviyi yarıda bırakıyor. Çocuk 12 yaşında tekrar Psikiyatrisi Polikliniği’ne geldiğinde korkuları, uykuya dalmakta güçlüğü ve sinirlilik hali hala devam ediyor. İnsan resmi çizmesi istendiğinde, yedi yaşındaki bir kızı çiziyor ve onunla ilgili şu öyküyü aktarıyor; “Eskiden küçük bir kız varmış, çok mutluymuş, bir gün gelip ona kötülük yapılana dek. Bu kişi kötülüğü ömrü boyunca Ayşe’ye yapmış, hayatını zindan etmiş. Bu kişi ona tecavüz ediyor ve bu kişi onun dayısı. O da bunu kimseye söyleyemiyor, sadece kendi biliyor. Bir gün dayısı evleniyor, tam kötülüğü annesine anlatacakken dayısının çocuğu olacağını öğreniyor ve kimseye söyleyemiyor. Çocuğa, “Başından böyle bir şeyler geçen birisini tanıyor musun?” diye sorulduğunda kendisinin başından böyle bir şey geçtiğini, dayısının altı yaşından beri bunu yaptığını, dayısı evlendikten sonra bunun bittiğini anlatıyor.

Bu gibi olaylar birçok çocuğun başına geliyor, birçoğu ortaya çıkmadan yıllarca sürüyor. İnsanların, özellikle ebeveynlerin bu konuda neler yapacağını bilmesi ise çok önemli.

elgiz henden

Cinsel taciz çocuğun psikolojisini nasıl etkiler?

İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Aylin İlden Koçkar cinsel tacizi şöyle tanımlıyor; “Çocukta cinsel istismar yetişkinin çocukla ilişkiye girmesi veya cinsel herhangi bir davranışa girmesi olarak tanımlanıyor. Pornografiye maruz bırakma, çocuk pazarlama, teşhir, çocuğu çıplakken izleme, ensest ilişki, oral temas, cinsel organlara dokunmaya zorlama da bu kapsamında.” Bunun ağır bir travma olduğunu söyleyen Koçkar, uygun yardım ve tedaviyle çocuğun ağır psikolojik sorunlar yaşamadan süreci atlatmasının mümkün olabileceğini ancak çocuğun özelliklerine göre de etkilerin değişik gösterebileceğini söylüyor.
Uzm. Psk. Çift ve Aile Terapisti Şirin Atçeken, cinsel tacizi anlayabilmenin her zaman çok kolay olmadığını, bu sebeple ebeveynlerin çocuklarını iyi gözlemlemesi gerektiğini söylüyor. Atçeken, gözlemlenen fiziksel işaretleri şu şekilde sıralıyor; çocuğun genital bölgesinde veya ağzında tahriş, kanama, yanma hissi, şişme, morarma, iç çamaşırlarında kan veya lekeler olması, otururken veya yürürken zorlanma, tekrarlayan idrar yolu veya mantar enfeksiyonları. Davranışsal işaretlerin ise; okula veya bazı yerlere özellikle gitmek istememe, bazı kişilerle görüşmekten ısrarla kaçınmak, fiziksel temastan aşırı rahatsız olma, irkilme, uyku bozukluğu yaşama ve kabuslar görme, depresyon, Kaygı Bozukluğu veya Travma Sonrası Stres Bozukluğu belirtileri, içe kapanma veya aşırı agresif olma gibi belirtilerin yanı sıra yaşına uygun olmayan cinsel içerikli bilgiye ve davranışlara sahip olduğunu anlatıyor.

Hangi belirtiler cinsel istismara işaret eder?

Koçkar ise, cinsel istismara özgü bazı belirtilerin olduğunu yine de belirtilerin “Tamam bu istismardır” dedirtmediğini söylüyor, “Her türlü dışa ve içe yönelik belirtiler istismarı işaret edebilir. Özellikle başta olmayıp, bir süre sonra ortaya çıkan ya da sinsi sinsi gelişen belirtiler istismarı düşündürtüyor. Okul başarısını oldukça iyi götüren bir çocuk birden konsantrasyon bozukluğu, dalgınlık, davranış sorunları, başarıda azalma gösterdiği zaman, ne oluyor bu çocuğa diye düşünmek gerek” diyor ve ekliyor, “Çocuğun bedenini göstermek istememesi, çocuğun yalnızken bile bedeniyle karşı karşıya gelmek istememesi, morlukları, yara bereyi gizlemek istemesi fiziksel belirtiler sayılabilir.”

Koçkar, cinsel istismar sonrası ortaya çıkabilecek psikopatolojilerden birisi olan travma sonrası stres bozukluğunun belirtilerinin -yani korku veya irkilme tepkileri gibi- de gözlenmesini öneriyor. Çünkü bu durumda hem fiziksel hem de duygusal istismardan söz edilir. Dolayısıyla bilişsel ve ruhsal gelişimi etkilememesi için çocuğu çok yönlü takip etmek gerekir.

 

Çocukları nasıl korumak gerekir?

Çocukları korurken yapılması gereken en önemli şeyin onların kendilerini koruyabilmelerini sağlamak olduğunu belirtiyor, “Çocuğa güvende olmasını sağlayabilecek bilgi ve becerilerin verilmesini şart. Çocukların çoğunlukla tanıdıkları bir kişi tarafından zarar gördüğü gerçeğini göz önünde bulundurarak, hem yabancılar hem de tanıdıkları kişilere dair net kural ve sınırları bilmeleri gerek. Çocukla olan iletişimin de açık ve güvenli olması gerek. ‘Son zamanlarda merak ettiğin veya canını sıkan bir şey var mı?’ tarzında soruların büyük ipuçları taşıyabilir.”

Bir diğer önemli nokta çocukların diğer insanlarla olan ilişkileri: ‘Tehlikeli yabancılar’ kavramının çocukların kaygılanmalarına neden olan bir kavram olduğunu söyleyen Koçkar, bunun yerine yabancıların yanında güvende olmaya dair kurallardan bahsetmeyi öneriyor.

Çocuğu cinsel tacize karşı eğitmek
Çift ve Aile Terapisti Şirin Atçeken, “Eğer çocuğunuzda belirti gözlemliyorsanız onunla mutlaka yaşına uygun şekilde iletişime geçmeniz gerek” diyor. Çocuğunuzu cinsel tacize karşı eğitmek için küçük yaşlardan itibaren, sık sık yeri geldiğinde çocuğunuzla şu konuları konuşmanızı öneriyor;
* Çocuklarınıza bedenlerini ve cinsel organlarının isimlerini öğretin. Bazı beden bölgelerinin özel ve mahrem olduğunu anlatın.
* Bu bölgelere (cinsel organlar, göğüsler, popo gibi) başka insanların bakmaması ve dokunmaması gerektiğini anlatın. Eğer birisi oralara dokunursa ‘hayır’ demeye hakları olduğunu söyleyin.
* Tacizciler genellikle çocukları yaptıklarını başkalarına söylememek konusunda tehdit eder veya bunu aralarında bir sır olarak saklamak konusunda manipüle ederler. Bu sebeple çocuğunuzla size her şeyi hatta başkalarının sır olarak saklayalım dedikleri şeyleri bile anlatabileceklerini söyleyin.
* Size bunları anlatırlarsa başlarının belaya girmeyeceği konusunda onlara güvence verin ve bu söylediğinizin arkasında durun. Onlara kızmayın ve asla böyle bir şeyden dolayı onları cezalandırmayın.
* Çocuğunuz sizinle bir şey konuşmak istediğinde mutlaka ona zaman ayırın. Böylece zorda kaldıklarında size gelebileceklerini ve sizin de onları tüm kalbinizle dinleyeceğinizi öğrenmiş olurlar.
* Çocuğunuz ergenlik çağına geldiğinde de cinsel taciz ve güvenlik konularını onunla konuşmaya devam edin. Zor durumda kaldığında size gelebileceğini, sizinle rahatlıkla konuşabileceğini bilmesi önemlidir.
* Sadece kendileri değil arkadaşlarının başına da cinsel taciz veya güvenlikle ilgili bir mesele geldiğinde bunu da arkadaşlarını korumak için sizinle paylaşabileceklerini söyleyebilirsiniz fakat sizinle paylaştıklarında onları yargılamamanız ve yanlarında olduğunuzu hissettirmeniz de gerekli.
* Ergenlerle cinsel şiddet konusunda daha açık konuşabilirsiniz. Birçok ergen bunun farkında olmayabiliyor. Faillerin çoğu zaman tanıdıkları kişiler olabileceğini ve özellikle sosyal medyada dikkatli olmaları, tanımadıkları kişilerle buluşmamaları konusunda onları uyarın.

[bctt tweet=”Çocuğu cinsel tacize karşı eğitmek ” username=”murselsezen”]

Cinsel istismarda okulun rolü
İz Koçluk Eğitim ve Danışmanlık Merkezi Eğitim Koçu ve Danışmanı Elgiz Henden son günlerde, toplumu derinden sarsan çocuk istismarları haberlerinin hepimizi “Acaba bu konuda neyi yanlış yaptık? Neden bu üzücü olaylar oluyor?” diye bir sorgulamaya yönlendirdiğini belirterek, bu konularda öncelikle ailelerin, sonra eğitim kurumlarının son derece dikkatli ve gözetir konumda olmasının önemli olduğunu söylüyor ve tespitlerini şöyle sıralıyor;
* İstismara maruz kalan çocukların birçoğu bu olayı öğretmeni, aile bireyleri yada bir başkası ile paylaşmaya korkuyor ve/ veya utanıyor. Çocukların vakitlerinin büyük çoğunluğunu okulda geçirdiklerini düşünürsek öğretmenlere bu noktada çok büyük sorumluluk düşüyor.
* Öğretmenler çocuklarla her gün bir arada oldukları için onları gözlemler, sıra dışı davranışlarını fark edebilirler. Genellikle istismar vakalarında istismar eden aile bireyi olduğu için öğretmenlerle konuşmaları daha da önem kazanır. Örneğin deneyimli ve çocuk istismarı konusunda bilgili bir öğretmen, öğrencisinde fark ettiği öne çıkan fiziksel veya davranışsal değişiklikleri gözleyebilir.

* Hiç bir zaman bir çocuk bu yükü taşıyabilecek psikolojik sağlamlığa sahip değildir. Öğretmen öncelikle çocuğun söylediğine inanmalı ve sezgilerine güvenmelidir. Eğer öğretmen öğrencisinde fark ettiği sıra dışı durumlarla (istismara uğradığında) baş edebilecek yeterlilikte değilse mutlaka durumu okul rehber öğretmen veya okul psikoloğu ile paylaşmalı. Bu davranışları en detaylı şekilde anlatmalı ve uzmanları bilgilendirmeli ve öğretmen kendisi de uzman olmadığı konuda destek almalı. Hiç bir zaman bu konuda tek başına davranmamalı.  
* Öğretmenler çocuk istismarı konusunda eğitimleri süresi içerisinde, hizmet içi eğitimlerde yeteri kadar bilgilendirilmiyor. Çocuk istismarı konusunda öğretmene düşen görev öncelikle kendi bilgisini artırmak, mahremiyet konusunda çocukları ve özellikle aileleri bu eğitimi çocuklara vermeleri için desteklemek. Öğretmen çocuğun davranışları kadar velilerle bir araya geldiği bu ortamlarda da veli profilini de tanımaya ve analiz etmeye çalışmalı. Bu şekilde 360 derecelik bir değerlendirme sürecinde bütünsel bakış açısı ile çocuğun durumunu değerlendirme şansı yakalar.
* Çocuk istismarını önlemenin bir diğer önemli noktası çocukları kendi bedenlerini nasıl koruyacakları konusunda bilinçlendirmek ve eğitmek. Bu konu öncelikle aile içerisinde anne babalar tarafından verilecek ‘Mahremiyet Eğitimi’ ile sağlanabilir. Okullarda verilen yaşına uygun ‘Cinsel Bilinçlendirme Eğitimleri’ ile de hem kendisinin hem de başkalarının özel alanlarına saygı duyan sağlıklı bireyler yetiştirmek mümkün olur.

0 likes Bebeğimle Elele , Çocuk , Genel
Share: / / /