Meyve-sebze suları ile detoks
Juice, Türkçe’ye tam çevrilebilmiş değil, çünkü ne sadece sebze suyu ne de meyve suyu. Juice, sebze ve meyvelerin katı meyve sıkacağında sıkılarak hazırlandığı bir kokteyl olarak tarif edilebilir. Cherie Calbom’un ‘Juicing for Life’ kitabı iki milyon satmış ve bestseller olmuştu. Calbom, “Meyve-sebze suları, vegan smoothie’ler ve raw food (çiğ beslenme) önerdim ve birçok kişinin hayatını kökünden değiştirdim” diyor. Dr. Max Gerson’un kanser tedavisinde kullanmaya başladığı juice’ler belli bir program dahilinde içildiğinde vücudu baştan aşağı yeniliyor ve detoks etkisi yaratıyor. Bir bardak juice ile bedenimizin ihtiyaç duyduğu suyu, proteini, karbonhidratı, temel yağ asitlerini, vitaminleri, mineralleri, yaşayan enzimleri ve fitokimyasalları en doğal yoldan ve olabilecek en yüksek oranda alıyoruz. Posa ve liflerinden ayrıştırılmış bu özsu vücudu sürekli yoran sindirim işlevini pas geçip, hızla kana karışıyor ve hücreleri yeniliyor. Sindirim sistemi dinlenirken, fazla kiloları veriyor, daha enerjik hissediyorsunuz. Hafta sonları ya da sadece akşamları juice içerek bile normalde olduğundan çok daha sağlıklı hale gelebilir, 3-5 gün juice ile beslenerek bedeninizi yenileyebilirsiniz. Bunu belli periyotlarda yapmak çevre kirliliği yüzünden maruz kaldığımız toksinlerin atılmasına da yardımcı oluyor. Türkiye’de hazır juice üretip satan firmalar var ancak en sağlıklısı elbette evde hazırlayarak en taze haliyle bu iksirleri içmek.
Şekersiz bir hayat
Dünyanın en çok adam öldüren seri katili kim derseniz, rafine şekeri bulan kimyagerin adı rahatlıkla söylenebilir. İstatistiklere göre, ABD’de her bireyin gündelik ortalama şeker tüketimi yaklaşık 22 kaşık. Yeme alışkanlıklarımızı dikkate aldığımızda bizde de durum iç açıcı değil. Kutlamalarımızda, kaçamaklarımızda, sıkıntılarımızda karşımıza hep şeker çıkıyor. İngiliz aşçı Jamie Oliver şekere savaş açtı ve yeni bir akım başlattı; herkesi şekeri bırakmaya davet ediyor. Bir ay ‘şeker bırakma’ uygulaması yaparak bu seri katilden korunmanız mümkün. Uygulama şöyle:
1. ‘Bu ay şekeri bırakıyorum’ kararı almak
2. Bilinçli eforla 30 gün boyunca karşınıza gelen her ‘şeker’ teklifini reddetmek
3. Ritüellerden uzak durmak ya da değiştirmek. Örneğin kahveyi şekerli içiyorken şekersiz içmeye başlamak
4. Günlük şeker ihtiyacınızı sabah yiyeceğiniz tek bir meyveden karşılamak
5. Yoksunluk hissettiğinizde kendinizi başka bir şeye yöneltmek
Bir ayda beynimiz bizi yeniden programlıyor ve bu direncin sonunda şekerli şeyler bize ‘aşırı tatlı’ gelmeye başlıyor. Sonuç zafer!
14 saat katı gıda yok
Son zamanlarda ortaya çıkan bir diğer akım ise akşam yemeklerinin iptali. Akşamları kurulan görkemli sofralar, bedenimizin dinlenmeye geçtiği vakitlerde bizi fazlasıyla yoruyor ve bedenimizi yaşlandırıyor. Oysa yenilenebilmemiz için sindirim fonksiyonunun akşamları kendini dinlenmeye alması ve sindirime harcadığı zamanı hücre yenilemeye kanalize etmesi gerekiyor. Akşam yemek yemek yerine bir bardak meyve-sebze suyu içmek, dışarıdaysak bol yeşillik ve çiğ sebzelerden oluşan salata veya bir çorba ile günü tamamlamak genç kalmamızı sağlıyor. Bu uygulamada amaç, sabah uyanmadan önce 14 saat boyunca katı bir şey yememek.
Vegan beslen, aç insanları doyur!
Dünyada en az bir milyar aç insan var ve tüm dünyadaki tahıl tüketiminin yarısı et üretimi için harcanıyor. Hayvanları beslemek için kullanılan kaynaklar büyük maliyetler içeriyor. Mesela bir kalorilik biftek üretmek için 40 kalorilik fosil yakıt tüketiyoruz, bu oran bitkisel bazlı bir üretim için 2.2 kalori. Öte yandan hayvansal gıdalarla beslenmemizden kaynaklanan şeker, tansiyon, kanser gibi hastalıkların sağlık harcamalarındaki oranı trilyonları buluyor. Dünyadaki herkes vegan beslenmeye geçtiğinde ise dünyadaki açlık sorunu yok olduğu gibi sağlık harcamalarında da trilyonlara varan düşüş elde edilebileceği söyleniyor. Dolayısıyla vegan beslenerek aç insanları doyurmanın mümkün olabileceğine inanılıyor.
