goz-yakin

Nerede yanlış yapıyoruz?
Diyelim ki ilkokul çağındaki bir çocuk kara tahtayı göremiyor. O zaman görme çabasına giriyor. Bu çocuğu geriyor. Gözler, kaşlar, göz kasları, beden geriliyor ve sonuç daha da kötü oluyor.
Bu yüzden eğitimde önce gözün yapısı ve nasıl çalıştığı anlatılıyor. Görme prensipleri ve alışkanlıkları, göze nasıl masaj yapabileceğiniz, görmenin nasıl geliştirilebileceği aktarılıyor.
Ertekin en sık yapılan hatalardan bir tanesinin hareketsizlik olduğunu söylüyor. “Sakıncalı şeylerden bir tanesi başı oynatmadan bakışı sabitlemek. Aslında başı sabitlemek insanı dinlendiriyormuş gibi gelir ama öyle değil. İkinci omurda (2c) görme ile ilgili sinirler var. Boynunuzu kilitlediğiniz zaman, başınızdan omurgaya ve omurgadan başınıza doğru gerçekleşen omur içi sıvısının hareketini engellemiş oluyoruz. Bu bir müdahale. Tüm duyular hareketle beslenir. Hareket etmediğinizde duyu körleşir. Kıpırdattığınızda bilgi tekrar beyne gider. Gözlük takmayla beraber biz bu hareketi de kısıtlamış oluyoruz.  T’ai chi ch’uan, yoga, manüel terapi, osteopati ve bilinçli yapılan masajlar boynu gevşetici uygulamalar olarak görmede destekleyici role sahipler’.
Bulanıklık aslında bir sinyal. Biz sinyale dikkat etmeden gözlük takarak beynin kafasını karıştırıyoruz. “Beyin diyor ki ‘kaslar geriliyor ama iyi görüyorsun’. Bu durumda göz kasları gerilmeye devam ediyor. Bir miktar bulanıklık olunca göz kendiliğinden görmek isteyeceği için doğasına uygun davranır ve iyileşme sağlanır. Eskiden düşük numaralı gözlük verilmesinin esprisi de bu iyileşme payının bırakılmasıydı.”
Ertekin miyop gözlüklerin üç metreden ölçüm yaptığını söylüyor. “Üç metreden okumanız isteniyor. Siz bu gözlüğü 1,5 metrede kullandığınız zaman o reçete bu gözlük için iki kat yanlış anlamına geliyor.”

Görme prensipleri
Görmenin üç temel prensibi var; hareket, merkezileştirme ve gevşeme. Eğitimde görmeyi destekleyen hareketlerden sonra merkezileştirme öğretiliyor. Ertekin merkezileştirme için, görmek istediğimiz nesneye gözlerimizi değil burnumuzu çevirmemiz gerektiğini söylüyor. “Neden? Çünkü burun iki gözümüzün ortasında. Bu bakışımızı daha kolay merkezileştirmemizi sağlıyor. Böylece görmek istediğim nesneyi merkezime yerleştiriyorum. Merkezin dışında her şey bulanıktır. Başımı değil sadece gözümü kıpırdattığımda artık merkezde değilsiniz. Eğitimde boynu gevşetip alıştırmalar yapıyor, başı gözle beraber hareket ettirmeyi öğretiyoruz.”

Ertekin hem yakını hem uzağı gösteren ortadan kesilmiş gözlüklerin de sakıncalı olduğunu ve gözün merkezileştirme çabasını bloke ettiğine vurgu yapıyor.
Görmeyi destekleyen ve bizi rahatlatan bir diğer argüman da ‘karşı hareket.’ Karşı hareket için kalemle yapılan çalışmalar göze masaj etkisi yaratıyor ve daha net görmemize olanak tanıyor. Bir diğer çalışma da ‘çizme-karalama.’ Bu uygulamada da bakışlarınızı kaydırmayı öğreniyorsunuz. Burnunuzun ucunda bir kalem varmış gibi resim çizme alıştırmasına dayanan bu tekniğin de etkisini hemen hissediyorsunuz. Ertekin, “Nasıl göz birden bire 2-3 numara büyümüyorsa, iyileşmesi de bu kadar hızlı olmuyor. Alınan sonuçlar kişinin yapısına göre değişmekle birlikte yavaş yavaş gözlerdeki gelişmeyi hissetmeye başlıyorsunuz. Bu çalışmalarla üç boyutlu algılama da artıyor. Renkleri daha iyi ve daha canlı görüyoruz. Dokuları daha iyi fark ediyoruz. Ayrıca insanları daha çok hayata bağlıyor. Görmek istediğimiz nesneler üzerine hayata çok farklı bir açıyla bakmaya başlıyoruz” diyor.

Bir yanıt yazın

Kasaba.works Digital Agency