5 Mayıs 2015

Ayşe Kucuroğlu; 
“Çocuğa bırakılacak en büyük miras kardeş”

Ayşe Kucuroğlu; 
“Çocuğa bırakılacak en büyük miras kardeş”

Ayşe Kucuroğlu ile Happily Ever After’da buluşuyoruz. Tarzıyla hemen fark edilen, müthiş hareketli ve pratik bir kadın var karşımızda… Hani “şeytan tüyü” var derler ya aynen öyle… Beş çocukla yapılabilecek en hızlı çekimi yapıyoruz kendisiyle! Röportajımızın konusu tabii ki beş çocuklu bir yaşam!



Çocukken kaç çocuk yapacağınıza dair bir hissiniz, bir fikriniz var mıydı? Genelde insanlar ya anaç doğar ya da bundan kaçar diye düşünüyorum…


Hiç ama hiç çocuklarla ilgim alakam yoktu. Suna’nın doğumuyla çocuk sevgisi ve anneliği öğrendim. Yolda durup çocuk sevenlerden de olmadım hiç! Şimdi durum farklı! Bütün çocuklara ve kendi çocuklarıma bayılıyorum.

Suna doğduktan sonra bakış açınız nasıl değişti? Güzelmiş bir tane daha mı dediniz? 
Çocuk bakımını da, çocuk sevgisini de Suna ile öğrendim. Ben onu büyütürken o da beni büyütmüş aslında. Sonra eşimle birlikte aldığımız bir karardı. İyice çoğalmak…

Kız kardeşlerinizin olması fazla çocuk için size örnek teşkil etti mi?


Çok kız kardeşli olmak aklımın bir kenarında kalabalık olmanın güzelliğini kazımış. Hiç yalnız kalmadım. ‎Çocuğa bırakılacak en büyük miras kardeştir.

Happily Ever After ile ilgili bir kitap yazacağınızı duydum. Burası ile ilgili değil ama mutlu ve güzel bir aile kurma konusunda bir kitap yazabileceğinizi düşünüyorum. Hem annesiniz, hem çalışıyorsunuz. Planlama ve zaman yönetimi hakkında yazmayı düşündünüz mü hiç?

Çok teşekkürler… Çalışan, koşturan, iş seyahati yapan birçok anne için geçerli söylediğiniz. Aslında hepimiz evin CEO’suyuz. Her çalışan anne programlı ve dakik bence…


Gördüğüm kadarıyla görsel zekanız yüksek. Acaba çocuklarınız olmasaydı ve sadece işiyle ilgilenen biri olsaydınız sizden bir moda tasarımcısı veya dekoratör çıkar mıydı? 
Profesyonel olarak yapmayı tercih etmezdim, yine herkesin en iyi yaptığı kendi işidir. Ama belki proje bazlı bir şeyler olabilir şu an bile…

Çin Dili okuduktan sonra işletmecilik yapmaya başladınız. Neden işletmecilik? Para kazandırdığı için mi, pişirmeyi sevdiğiniz için mi yoksa organizasyon becerinizden mi? Yada hepsi?


Kesinlikle yemek aşkına! Eğer Çin dili ile bir iş yapsaydım bol sıfırlı maaşım olurdu, inanılmaz iş olanakları mevcut ve sürekli seyahat etmem gerekirdi. ‎Ben kalbimin yolundan gittim ve çok mutluyum. Şimdi öğrendiğim ve sevdiğim Çince’yi çocuklarıma öğretirsem ne mutlu bana. Sabırla ve özenle öğrenilecek bir dil!


Çocuklu aile olmak çok güzel ama ya ilişkinin dinamizmi? Çocuk aşkın kimyasında güzel bir formül demişsiniz. Biraz açar mısınız?

Kesinlikle öyle. Aşk böyle bir şey. Aşkın en güzel ürünü de çocuklar! Eğer onu yakaladıysan ondan daha fazlasını istersin. Ondan küçük küçük biraz daha olsun dersin. Sonra çocukların olur bir de ona benziyorsa istediğin olmuştur. Aşkla yapılan çocuklar çok da güzel kokarlar…
Gündelik hayatta size zaman kazandıran numaralar neler? Eminim her dakikanızı milimi milimine hesaplıyorsunuz? Evinizle işinizin yakınlığından dolayı trafikten kurtulduğunuzu biliyorum. Başka neler var?

Trafikten kurtulmak en güzeli! Evimin işe yakın olması yolda geçireceğim zaman çocuklarımın oluyor. Daha fazla işe koşturabiliyorsunuz. Evden çıkarken tek kıyafet giyer çıkarım. Gün içerisinde veli toplantısı, kızlarla bir öğle yemeği ya da birlikte okul çıkışı alışverişe uğramak… Arabaya atılmış bir spor ayakkabı ya da bir çift stiletto ile her şey mümkün. Hızımı kesecek bir şeyi kullanmam ya da giymem. Gün içerisinde pratik olmak çok önemli!

Kişisel bakımınızla ilgili vazgeçemedikleriniz neler?

Makyajımı her zaman temizlerim ve makyaj sonrası da mutlaka bol nemlendiririm. Menard kremim başucumda. Son keşfim Reihi mantarı içeriği olan Menard ve La Mer kullanıyorum. Kremlerim gücüne inanıyorum. Sekiz saatlik uyku, sigara kullanmamak da artı. Sculpture’da Berrin Hanım’ın bakımları da eşsiz.

Moda gündelik hayatınızda nasıl yer alıyor? Ne sıklıkla alışveriş yapıyorsunuz, hangi kaynaklardan besleniyorsunuz, kimleri takip ediyorsunuz? En sevdiğiniz modacı, sizi en şaşırtan yaklaşım, kendinize en çok yakıştırdığınız kıyafetler hangileri?

Moda hayatımın pembe rengi. Seviyorum. Küçükken de böyleydi. Bir tavır, bir duruş… Hayatın tam da merkezi değil. Bu arada futbola da meraklıyım. Koyu Beşiktaşlıyım. Seksenlerdeki diziler beni besler. John Collins’in hastasıyım. Bir ‘Cesur ve Güzel’ kızıyım. Bir kitap, bir müzik, bir müzikal benim giyimime yön verebilir. İşte tavır da budur!
Aksesuar ile ilgili bugünlerdeki tercihleriniz?

Eşarp çok kullanıyorum bu aralar… Emilio Pucci, Burberry, Louis Vuitton ve Chanel’in eşarp desenlerini takip ediyorum ve seviyorum. Yüzük ve küpe çok seviyorum. Swarowski’nin modelleri her sezon alırım. Auvintage’dan vintage parçalar alırım ve Lizay Pırlanta’nın tasarımlarını beğeniyorum. Gozdeatli ve Kısmet by Milka benim favorilerim. Boynumdan hiç çıkartamadıklarım… Saatsiz de dışarı çıkmam.
Çocuk sahibi olmak stilinizi nasıl etkiledi? Çocuklar da modaya ilgi gösteriyor mu?

İster istemez ilgileri var. Ama önemli olan onların rahatlıkları. Kişinin stili yıllar geçtikçe daha bir oturuyor. Ama yine de iddialı seçimler yapmaya devam ediyorum. Çocuklar bana daha bir cesaret verdi.
60 yaşında kendinizi nasıl bir resmin içinde buluyorsunuz? Mesela Suna, Kemal, Osman, Cenk, Selma nerelerde olacaklar? Nasıl bir hayatları olacak?

Upuzun bir masanın çevresinde olmak, birlikte yiyip içmek ve sohbet etmek tek dileğim bu olabilir. Onların dürüst ve hayalperest olmaları konusunda çok istekliyim. Diledikleri işi yapsınlar ve müziği, sanatı, birbirlerini hayatlarından çıkarmasınlar…

Eşinizle iletişiminizi merak ediyorum. Çocuklar olmadan birlikte program yapıyor musunuz?

Saat dokuzdan sonra ancak yalnız kalabiliyoruz. Birlikte film izlemekten yemek yemek ve konuşmaktan hoşlanırız. California bizim için çok özeldir.

Menü hazırlamayı seviyorsunuz? Evde yemek ritüeli nasıl? Pazar günleri özellikle… Kimin istediği pişiyor? Sizin mi, sırayla mı, eşinizin mi öncelik?

Her pazar yemekler benden, hem de tüm aileye… Bazen kendi tariflerimi uyguluyorum bazen de yakın arkadaşlarım Murat Bozok, Arda Türkmen, Aydan Üstünkanat’ın tariflerini içine hiçbir şey eklemeden ‎pişiriyorum. Benim için de başka heyecan oluyor. Bu arada yemek için heyecanlanmak ne hoş. Allah herkese nasip etsin! İşte ben buna tutku diyorum.

Çocuklar hep çok iyi anlaşıyor, birbirinden ayrılmıyor diyorsunuz. Şimdiye kadar yaşadığınız en büyük zorluk ne oldu? Nasıl aştınız? 


Pek büyük bir şey olmadı. Seyahatlerde çok sert ve kontrollü bir anne oluyorum. Çünkü başkalarının rahatı da beni ilgilendiriyor. Sakinlikle geçti şu zamana kadar…

Spor ve diyet rutininiz nasıl? Koşuyorsunuz, pilates yapıyorsunuz…


Spor olmazsa olmaz. Uzun yürüyüşler, Hillside Spor Kulübümdeki dersler, haftada bir saat pole fitness derken oldukça hareket etmiş oluyorum. Scupture Akatlar’da da inceltici vücut bakımları uyguluyorum.

Happily Ever After’da hangi yenilikleri göreceğiz? Gazetecilik kariyeri devam edecek mi? Sonrasında kitap mı gelecek? TV programı?  

Bir televizyon programı için görüşmelerimiz devam ediyor. Doğru projeyi değerlendirmek önemli. Happily Ever After’da menüyü değiştirdik. Murat Bozok ile güzel bir çalışma yaptık. Harika yemekler ortaya çıktı. Yepyeni menü Happily Ever After’ın 10. yılı şerefine…

Çocuk insanı güçlü yapıyor diyorsunuz. Bugün daha mı güçlüsünüz? İnsan hiç yorgun hissetmez mi? Üç gün tek başına kaçabilseniz ne yapardınız?

Galiba tek başına bir yere gitmek istemezdim. Gün içinde kız kardeşlerim ya da kız arkadaşlarımla yiyeceğim bir yemek beni yeterince dinlendiriyor. Boş kalmayı hiç ama hiç sevmiyorum.

Kendinizi çok yenileyen birisiniz gördüğüm kadarıyla. Bu aralar sizi en çok “yenilenmiş” hissettiren şey ne?  


Bahardayız. Hayatta hep küçük mutluluklarla yaşadım, yazıyorum. Hayatı kucaklıyorum. O da beni kucaklıyor.
Harper’s Bazaar Dergisi’nin Baby&Kids ekinde Nisan 2015 tarihinde yayınlanmıştır. Telif hakları Turkuvaz Dergi grubuna aittir.

0 likes Bebeğimle Elele , Yazılarım # ,
Share: / / /