12 Mayıs 2016

Medyaya nasıl yazı gönderilir?

Medyaya nasıl yazı gönderilir?

Birçok dergiye yazı yazan biri olarak yaptığım haberlerde işin uzmanlarından bol bol ‘görüş yazısı’ istiyorum. Halkla ilişkiler uzmanlarının –ki biz onlara kendi aramızda PR’cı diyoruz- attığı e-postalara çıldıran gazeteciler olduğu vakidir ama her meslekte öyle değil mi? İnşaat mühendisi de mimara çıldırmıyor mu mesela? Çıldırıyor. Peki biz niye çıldırıyoruz? Çünkü bir konuyu toparlayana kadar -doğru bilgiyi, fotoğrafı süzene kadar çok uğraştırıyorlar- da ondan!

Peki tereyağından kıl çeker gibi medya ile yazı paylaşmanın, gazeteciyi çıldırtmamanın ve ‘sürekli aranabilir meslek otoritesi’ defterine girmenin formülü ne?

İsim ne? İşin ne?
Görüş yazısını gönderen kişi diyelim bir yazıyı telefonundan gönderdi, altında isim şöyle geliyor; Ahmet! İyi de Ahmet, soyadın ne? Göbek adın var mı? Unvanın ne? Ben yazıda seni ne olarak tanıtacağım? “Kişisel Gelişim ve Yaşam Koçu” mu yoksa “SEO Uzmanı” mı? Hatta şöyle 3-5 satırlık minik bir biyografi paylaşsan, yazıda senden daha bir coşkuyla bahsetsem daha da iyi olmaz mı? Ne kadar bilgi o kadar fazla ‘yer!’

Tarih ne?
Bazen gelen basın bültenlerini ya da yazıları hemen değil daha sonra kullandığımız oluyor. Üstünde tarih belirtilmeyen yazıların güncelliğinden emin olmamız mümkün değil. Yazının üst sağ köşesine bir tarih atıverseniz ve biz de güncelliğini kontrol edebilsek ne şahane olur hayat!

Fotoğraf derdi bitmez!
O fotoğrafların derdi hiç bitmez! Niye mi?

* İsimsiz fotoğraflar mı? Hayııır! Fotoğrafı gönderdiniz. 20160503_103235.jpg şeklinde kodu var. Peki ben bir gazeteci olarak 20 kişiden görüş istemişsem yada 20 mekan haberi yapıyorsam ve hepsini arka arkaya bilgisayarıma indirmişsem ne olacak benim halim? İşin yoksa tek tek hepsini kontrol et, fotoğraflara tek tek isim ve numara gir, doğru mu değil mi diye kontrol et! İşte gitti bizim mesainin 3-5 saati!

* Ne küçük ne büyük! Bir gazete veya dergiye fotoğraf gönderiyorsanız fotoğrafın çözünürlüğü en az 1.5 MB olmalı, tamam 1.2 MB da belki kurtarır ama daha büyük kullanmak istediğimizde büyütebilsek ne güzel olur! Bir de cevvaller var; “Madem büyük istedin al sana 25 MB fotoğraf!” Tamam da biz dergi basıyoruz, roll up yaptırmayacağız ki! Abartmasak 1.5 MB-3 MB arası gidip gelsek olmaz mı? Sonra bir de küçültmekle, kitlenen e-postalarımızı açmakla uğraşmasak!

* Yok mu kurumsal bir tane! Görüş yazısı için bir portre fotoğrafı istiyoruz. Bir fotoğraf geliyor;  taaa uzaklarda çiçek bahçesinde gül tutan bir şahıs yada rakı masasında 5 kişi! Hangisi sensin? Hiç mi kurumsal hayatı düşünerek profesyonel 3-5 kare fotoğraf çektirmedin? Bir gömlek, gülümseyen bir yüz, sade bir arka fon! Tek beklentimiz bu! Yada bir konuda görüş istediysek konuyu anlatan –mümkünse bir dikey bir yatay 2-3 kare fotoğraf. Hepsi bu! Gerek yok ya bir daha söyleyelim, “Hayır vesikalık olmaz!” O anda ıphone ile çekilen ve yüzüne bir sürü gölge düşmüş, saçlar dağınık, makyajsız fotoğraf da ne bizim imajımızı sağlam bırakır ne sizin!

Ah o yazılar!
Gelelim en önemli mesele olan yazıya… Bir konuda yazı nasıl olmalı!

* Sınırsızlık konseptimiz değil: Gazete de dergi hatta internet sitesi bile ‘sınırsız’ alana sahip değil. Muhtemelen kaç vuruşluk ya da kaç sayfalık bir yazı istediğimizi belirtiyoruzdur. Örneğin “Times New Roman, 12 punto, 1 sayfalık yazı yeterli” dediğimizde, “4,5 sayfa gönderdim, siz artık kısaltırsınız” demeyin. Yerimiz en fazla 1 sayfa ise gerçekten 1 sayfadır.  Hadi dip notlarla diyelim 1.5 sayfa gönderdiniz. Dip nottan belki 1-2 satır kullanırız ama o kadar!
* Hikaye istemiyoruz: Aslında istiyoruz ama ilk paragrafta sadece okuru oltaya alacak ve meraklandıracak kadar, sonra vermek istediğimiz konuya, konsepte, mesaja geçiniz. Biz okurlar madde madde giden yazıları da çok severiz. Hele ki ’10 adımda…’ gibi başlıklara bayılırız. Hap gibi, bir kerede yutulur cinsten olsun lütfen!
* Konu nerede: Bir konuda bir yazı istemişsek gerçekten o konuyu işlemek istiyoruzdur, başka bir şeyi değil! Dolayısıyla bambaşka içerikleri olan yazılar ilgimizi çekmez. Yeni bir şey söylemeyecekseniz de ne gazetecinin ne de okurun zamanını almayın!

Deadline ayrı bir dünya!
İnanın dergileri, gazeteleri matbaaya belli bir tarihte teslim etmek zorundayız ve evet yazı işleri olarak o yazıları okuyacak, tasarıma gönderecek, tekrar kontrol edecek zamanlara da ihtiyacımız var. Size bir deadline vermişsek o yazı o tarihte gelmeli. Sizin zamanında göndermediğiniz her yazı bizim iş programımızı baltalıyor ve siz yazı göndereceksiniz diye hiçbir gazete veya dergi matbaa tarihini ertelemez.
Spesifik bir haber için sizden yazı talep ettiysek, o haberi bir daha yapmayacağımızdan yazıyı sonra göndermeniz de bir işimize yaramıyor doğrusu!

Sözün özü, sadece bunlara dikkat ederek bile bir gazetecinin ‘gözdesi’ ve ‘sık arananı’ olabilirsiniz. Yeter ki bizi yormayın!

1 likes Yazım Atölyesi # , , , ,
Share: / / /