TolgaArcak1

Bu yıl Dünya Sağlık Örgütü tarafından düzenlenen 6. Dünya Sağlık Örgütü Davranışsal Bağımlılıkların Halk Sağlığına Etkisi toplantısı 8-10 Kasım 2019 tarihleri arasında Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi’de yapıldı. Toplantının beş gündem maddesinden en çok öne çıkanlar e-spor ve DSÖ oyun bağımlılığı tanılama sistemi oldu.

Yeşilay Dergisi’nde yayınlanmıştır. Telif hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir.

Yaklaşık 25 ülkeden 40 civarında özel davetlinin katıldığı toplantıya Yeşilay Bilim Kurulu üyesi ve Hasan Kalyoncu Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Tolga Arıcak da davetliydi. Toplantılara psikiyatristler, klinik ve bağımlılık psikologları, akademisyenler, araştırmacılar ve Sağlık Bakanlığı bürokratları katılıyor. Oturumlara davet edilenler arasında gözlemciler de bulunuyor. Fas ve Mısır’dan bu yıl ilk kez katılım gerçekleşti.

Arıcak’ın gözlemlerine göre Dünya Sağlık Örgütü Davranışsal Bağımlılıkların Halk Sağlığına Etkisi toplantısının bu yıl beş ana gündem maddesi vardı. Birincisi hükümetlerin oyun davranışlarını yaşlara göre takip etmesi, küçük yaşlardaki çocuklar için önlemler almasıydı. İzleme sistemi hakkında Güney Kore temsilcisi bir sunum yaptı. Bu izleme sisteminde kullanım oyunların oynanma oranları, problemli kullanım oranları, ekonomik yönleri (oyunların satışı, ücretleri, vergilendirilmesi), ulusal politikalar, eğitim, önleme ve müdahale gibi konulara değinildi. Bu izleme sistemi daha çok Güney Kore gibi uzak doğu ülkelerinde gündeme geliyor ancak insan hakları, kişisel haklar gerekçesiyle Avrupa ülkeleri ve ABD’de böyle bir yaklaşım henüz gözlenmiyor.

Japonya oyun bağımlısı gençleri ve çocukları doğa ile iç içe olabileceği ve bir ay kalabileceği doğa kamplarına gönderiyor. Güney Kore ise oyun bağımlılığını hastanelerde tedavi etmeye çalışıyor.

E-spor riski için ülkeler nasıl çözümler geliştiriyor?
Toplantının ikinci gündem maddesi e-spor oldu. E-spor ile ilgili üç sunum yapıldı. Hong Kong’taki Sağlık Bakanlığı bürokratı Dr. Thomas Chung e-spor’un farklı ülkeler tarafından ne kadar desteklendiğini ve yaygınlığını istatistiki verilerle aktardı. Japonya’dan psikiyatrist Takanobu Matsuzaki e-spor ve Japonya’daki uygulamaları anlattı. Arıcak, “Bu sunumda ilk kez 1985 yılında video oyunları ile ilgili bir yarışma düzenlendiğini gördük. İlk defa devlet eliyle bunun oynanmasının Çin, Güney Kore ve Japonya’da gerçekleştiğini görüyoruz, diğer ülkelerde de sonrasında yaygınlaşmış. Üçüncü sunum ise Macaristan Budapeşte’deki ELTE Eötvös Loránd Üniversitesi Psikoloji Fakültesi Dekanı Zsolt Demetrovics’in dünyada bu konuda yazılmış makalelere dair inceleme sunumuydu. Kaç makale yazılmış, bunların kaçı görüş beyan ediyor, kaçı ampirik bilgi içeriyor üzerine bir araştırma yapmış. Birçoğunun sadece derleme makaleler olduğu, genellikle e-sporun ekonomik yönü ile ilgili çalışmalar olduğundan bahsettiğini görüyoruz” dedi.

Arıcak’ın aktardığına göre, Nottingham Trent Üniversitesi’nden Mark Griffiths ise e-spor bağımlılığına oyun bağımlılığı değil iş bağımlılığı olarak bakıyor, “İşkolik nasıl para kazanır ve sürekli çalışmak isterse, e-spor’a böyle bir bakış var ama çoğu kişi onunla aynı fikirde değil. Bunun ileride ciddi sağlık sorunu yaratacağını düşünüyor. Ayrıca e-sporun kumar sektörü tarafından destekleneceği de -çünkü işin içine bahis siteleri giriyor- düşünülüyor. Burada dikkat çeken husus her e-spor oynayan kişi oyun bağımlısı olacak demek değil, bu riski arttıran bir faktör olarak ele alınıyor.”

Arıcak DSÖ’nün e-spor’un zararlarının farkında olduğunu ancak resmi olarak “oyun bağımlılığına yol açar, zararlıdır” gibi bir resmi görüş belirtmediğinin ve böyle bir görüş belirtmek için erken olduğunun altını çiziyor. Araştırmacıların da kendisinin de bu fikri paylaştığını belirtiyor.

Toplantının üçüncüsü gündem maddesi yeni tanılama sistemi olan ICD-11’in doğruluğu, kullanışlılığı, ekonomikliği ile ilgili klinik gözlemler olmuş. “Farklı ülkelerden klinisyenler DSM-5 ve ICD-11’in oyun bağımlılığını tanılamada nasıl çalıştığını, benzerlik ve farklılıklarını gösteren bulgularını paylaştılar. Özellikle ICD-11’in DSM-5’e göre tanılamada daha hassas ve seçici bir rol oynadığı görüldü.”

ICD-11 için Kılavuz Hazırlanmalı mı?
Dördüncü gündem maddesi, DSÖ oyun bağımlılığı tanılama sistemi için kılavuz hazırlamalı mı konusunu gündeme taşımış. Arıcak, “Uzmanların tamamı böyle bir kılavuz hazırlanmasının faydalı olacağı konusunda görüş birliğine vardı. Bu konuda özellikle tanılamada yaş kriterinin belirlenmesi ayrıca dikkat çeken bir husustu” diyor.

Beşinci gündem maddesi ise tüm dünya ülkelerinin kullanabileceği, oyun bağımlılığını tanılama konusunda herkesin ortak kullanabileceği bir tarama ve tanılama ölçeğinin geliştirilmesi çalışmasının sunumu olmuş. “Bununla ilgili odak grup çalışmaları yapıldı. Geliştirilecek ölçek nasıl olmalı ve içinde hangi maddeler olmalı başlıkları açıldı. Türkiye olarak biz de bu ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışmalarına katılacağız. Türkiye’de üniversitelerde geliştirilen, değişik yüksek lisans tezlerinde kullanılan pek çok ölçeğin ICD-11 kriterlerini karşılamadığı ortaya çıktı. Bazı ülkelerde kullanılan ölçekler daha fazla kriteri karşılarken bazı ülkeler bizim gibi daha az kriteri karşılıyor.”

Özetle Abu Dabi’deki toplantıda öne çıkan başlıklar ağırlıklı olarak e-spor ve DSÖ oyun bağımlılığı tanılama sistemi oldu.

Kasaba.works Digital Agency