25 Mayıs 2015

Estetik ameliyata ihtiyacınız var mı?

Estetik ameliyata ihtiyacınız var mı?

Estetik ameliyatta amaç iyi görünmek mi? Her zaman değil! Bazen kadınlar başka arayışlarla doktorların kapısını çalıyor. Bu yüzden estetik ameliyat öncesi insanların kendilerini iyi sorgulaması ve “doğru motivasyon” ile doktora müracaat etmesi şart.

Elele Dergisi’nin Ekim 2013 sayısında yayınlanmıştır. Telif hakları DBR’ye aittir.

Doktorun kapısını çalıyorsunuz. Göğüsleriniz küçük, burnunuzu çirkin buluyorsunuz ya da bedeninizde sonradan oluşan yaşlılık belirtilerini yok etmek niyetindesiniz. Peki tüm estetik ameliyat kararları bu kadar masumane mi? Kadınlar plastik cerrahların kapısını her zaman ‘güzellik’ için mi çalıyor yoksa başka dürtülere mi yenik düşüyorlar? Estetik yaptırma psikolojisini R’enee Klinik’ten Estetik Cerrah Prof. Dr. Reha Yavuzer ile konuştuk.

Estetik ameliyat talep eden kadınların profilinden bahseder misiniz bize?
Kadınların yaşları taleplerinde ciddi bir etken. Erken yaş grubu ile ileri yaş grubunun beklentilerini daha kolay çözüyoruz. Orta yaş grubu ise çok kompleks çünkü bu kadınların yaşamı da öyle… 16-25 yaş arası kadınlar burun ve meme estetiği için kapımızı çalıyor. Yüzde 80’i göğüslerim küçük, yüzde 20’si ise büyük diyerek geliyor. Göğüs dokularının küçük olması ya da büyük ve sarkık olması onlarda psikolojik baskı yaratıyor. Gelip ameliyat oluyorlar ve mutlu bir şekilde ayrılıyorlar. Bu grup içinde tek sorun hatalı yönlendirilmeleri… Çünkü internette her şeyi araştırıyorlar, binlerce şey okuyor, her şeyin anında olabileceğini düşünüyorlar. Ameliyatın ameliyat olduğu algısı eksik, aile iyi yönlendirmiyorsa, ameliyatı çarşıdan-pazardan çanta almak gibi görebiliyorlar. Bu beklentileri rafine ettiğimizde doğru bir hasta grubunu oluşturuyorlar.

Peki orta yaş grubunun estetik talep etme nedeni ne?
25-65 yaş arası kadınlarda durum kompleks. Çünkü onların hayatında iş, eş, arkadaş, çocuk gibi birçok parametre var. Hayatları değişken. Birinci grup hasta, özgüveni az olan ama fiziksel olarak bu özgüven eksikliğine neden olabilecek kadar fiziksel sıkıntısı olmayanlar… Burun ameliyatı için geliyor ve “Buna kafayı o kadar takıyorum ki, çalıştığım şirkette masamın pozisyonunu bile burnumun görülemeyeceği bir açıya getirdim” diyebiliyor. Burada bir alarm çalıyor, bir obsesyon geliştirdiğini anlıyorsunuz. “Göğüslerim küçük diye sekiz senedir denize girmedim” diyor mesela. Bu düzeyde takıntı geliştirdiyse ameliyat sonrası en güzel sonucu alsalar dahi mutlu olmuyorlar, çünkü hayatındaki diğer mutsuzluk parametresi değişmiyor. Plastik cerrahi mutluluk odaklı bir iş, hastamız mutsuz olsun istemeyiz. Bu yüzden bu tür durumlarda hemen ameliyat kararı almamak gerekiyor.

İkinci gruptakiler?
Hayatının genelinden memnun değiller, bir eksiklik hissediyor ama ne istediğini de bilmiyor, size nokta hedef söyleyemiyorlar. Karşınıza oturduğunuzda, “Siz doktorsunuz, neyin düzeltilmesi gerektiğini siz söyleyin” demeyi tercih ediyorlar. Bu gruba, “aynaya baktığınızda neden hoşlanmıyorsunuz?” diye soruyoruz. “Kulağımı da, burnumu da, göğüslerimi de değiştirmek istiyorum” diyor… Saydığı şeylerin bir kısmında haklı, bir kısmında haksız oluyor.

Bu taleplerle gelen hastaya ne öneriyorsunuz?
O noktada tamamen altıncı hissimize güveniyoruz. Bu hastalar içinde şuna bakıyoruz; “Gerçekten fiziksel sıkıntısını çözdüğümüzde mutlu olacak mı, olmayacak mı?” Olacağına karar verdiğimizde beraber yola çıkıyoruz. Tedavi algoritması hep en küçük dokunuştan büyüğe doğru sıralanıyor. En kolay iyileşecek, en iyi hissettirecek uygulamayı öneriyoruz. En basiti yaptığınızda mutlu oluyorsa ve ikinci aşamada “daha” derse bu kez bir iki adım daha ilerliyoruz. Bu süreçte zaten hasta doktorunu, doktor da hastasını tanıyor.

Psikolojik rahatsızlığı olan hastalara nasıl yaklaşıyorsunuz?
Hasta gelip burun ameliyatı olmak istiyorum diyor, sonra “ağır depresyonum var, beş yıldır depresyon tedavisi görüyorum” diye ekliyor. Bu grubu genellikle ameliyat etmiyoruz. Bazen de ameliyat ettiğimizde hastanın kazandığı özgüvenle birlikte sorunlarında azalma olabiliyor. Biz istiyoruz ki ne istediğini bilen, doğru bilgi ile donanmış bireyler gelsin. Gerçek anlamda ne istediğini bilen hasta sayısı yüzde 20’yi geçmiyor. Orta yaş döneminde “Göz kapağımı kaldırın, burnumu yapın, göğüslerime ve kalçama da protez koyun” diye gelip hızlı karar veren hastaları dinlediğinizde genellikle sosyal hayatta bir mutsuzlukları olduğunu görüyoruz. “Geçen ay boşandım, işten atıldım” gibi dramatik bir hikaye çıkıyor altından. Bu yüzden bu kişiyi bir süre bekletmeniz lazım. Yapalım ama iki ay sonra yola çıkalım diyoruz.

Peki 65 yaş üstü hastalarınız?
65 yaş üstü gençleşmek için geliyor. Boyun germe, yüz germe gibi… Ekonomik gücüne, aynaya baktığında gördüğüne bağlı olarak kimi zaman yüz-boyun germe ameliyatı istiyor, kimi zaman dolgu-botoks ile idare ediyor. 65 yaşın üstünde çıktığımızda hastaların birkaç tanesi dışında, hepsi gerçekçi beklentilere sahip, ne elde edebileceğini biliyor, kabul ediyor ve yola çıkıyor. Bu hastalar da mutlu hasta profilini oluşturuyor.

En ilginç istekler neler?
Beni baştan yarat kıvamında bir dizi oynadığı dönemlerde bu yönde çok talep almıştık. Kadın estetik cerraha gidip bir dizi ameliyat oluyor, kocası onu tanımayıp yeniden aşık oluyordu. O dönemde sosyo-kültürel olarak daha düşük hasta profilinden “Kocamın bana tekrar aşık olacağı kadar beni değiştirin” talepleri geldi. Bunlar tıbbi açıdan bizi gülümseten istekler…
Erkek bedeninde kadın ruhunu yaşayan ya da kadın bedeninde olup erkek ruhu yaşayanlar var. Bu yüzden erkeklerden kadınsı, kadınlardan erkeksi istekler olabiliyor. Erkek dudaklarını kalınlaştırmak için gelebiliyor. Plastik cerrah sadece hastanın bugününü değil yarınını da dinlemek zorunda… Bu da işimizi zorlaştırıyor.

Estetik kim için yaptırılıyor?
Erkekler işyerinde daha düzgün görünsünler diye, kadınlar diğer kadınlar beğensin diye yaptırıyor. Kadın büyük oranda yakışıklı erkek peşinde koşmuyor, karizma, para, makam peşinde koşuyor. Erkek ise kadının bakkal mı, bakan mı olduğu ile ilgilenmiyor. Güzel olması gerekli. Dolayısıyla kadının erkekten, erkeğin kadından beklentisi farklı.

En korkulan şeyler neler?
İnsanlar artık ölmekten korkmuyor. Şimdi hasta “en kötü ne olur?” diye soruyor, “ölebilirsiniz” dediğim zaman yüzlerinde tedirginlik oluşmuyor. Çünkü biliyorlar ki anestezide ölüm riski uçağın kanadına kuş çarpıp da uçağın düşmesi gibi bir şey. Tedirgin oldukları şey isteklerine ulaşamamak.

En büyük sıkıntıyı nerede yaşıyorsunuz?
İsteklerin tam tanımlanamaması… “Yüzüme yakışsın” diyor kadınlar… Parametresi ne? Kriteri ne? “Aynaya baktığımda daha güzel görmek istiyorum.” Neye ve kime göre? Güzellik ameliyatlarında hasta memnuniyetleri düşük, beden ameliyatlarında hasta memnuniyeti yüksektir. Mesela göğüs büyütme çok somut, ameliyat bunu veriyor ama yüz gençleştirmede, şekil değişikliklerinde görecelik devreye girdiği için memnuniyet düşebiliyor.

En çok özenilenler neler?
Kişiler genellikle ellerinde bir reklam görüntüsü ile geliyor. Okurlar kadının porselen gibi bir cilt, mükemmel bir buruna sahip olduğunu düşünüyor. Halbuki orada ışık, kamera, lens, filtre, üstüne photoshop var. Öyle bir görüntüyle, sokakta sekizden beşe işine giden insan rekabet duygusuna kapılıyor ve o görsel onun için rol model teşkil ediyor. Bu insanları mutsuz eden bir yaklaşım. Daha realist olmak gerekiyor.

Estetik ameliyatlarda tembellik ne kadar etken? Rejim yerine liposuction yaptıran, spor yapmak yerine selülitlerini ameliyatla tedavi ettirenler…
Böyle bakan çok var. Biz dikkat etmeyelim ama bir kurtarıcı gelsin, düzeltsin. Bu çabanın bir takım çalışması olduğunu söylüyoruz, ben antrenör isem doğru tüyolar veriyorsam, hasta da sporcu. Onun da çabası gerekli. Bu yanlış yaklaşım şu damgalamayı da getiriyor; “Liposuction yaptırdım ama işe yaramadı” Oysa bu hastalar liposuction yaptırıp, sonra sürekli yiyip inanılmaz kilo alabiliyor.

Hasta doktor ilişkisi nasıl olmalı?
Günümüzde çok hızlı tüketiyoruz. Mesela hasta daha önce burun, karın ameliyatı olmuş, bana da liposuction için geliyor. Tüm ameliyatları farklı doktorlara yaptırmış. “Doktorlarla bir sıkıntınız mı oldu?” diyorsunuz, “Yooo hepsi çok iyiydi, bir de sizi deneyelim istedik” diyor. Bu değişen dünyanın göstergesi… İşler yolunda gitse dahi hastanın hekime bağlılığı düşük. Bu da doktorun hastaya bağlılığını ve vefa duygusunu aşağı çekiyor. Aslındaki mahallemizdeki bakkal amca ile olan ilişki paterni doğrusu. Sadece kurumu öne çıkaran, doktor-hasta ilişkisinden soyutlayan pazarlama yöntemleri de doğru değil.

ERKEK VE ESTETİK

Kadınlar kadar olmasa bile erkekler de estetik ameliyat yaptırıyor. Peki ama neden? Yavuzer estetik yaptıran erkek profilini şöyle anlatıyor, “Erkeklerin kızların kapısını çaldığı ama “evet” yanıtını alamadığı dönemler, yani 16-25 yaş arası en çok estetik yaptırdıkları dönemlerden biri. Erkeğin özgüveninin yerlerde süründüğü yaşlar bunlar. 20 yaşındaki kız, 20 yaşındaki erkeği beğenmiyor, bu da erkekte özgüven eksikliği yaratıyor. Bu yüzden burun ve çoğunlukla kötü beslenmeyle ortaya çıkan erkekte kadın tipi meme oluşumu ameliyatları talep ediyorlar. Bu tür meme yapısına sahip erkek t-shirt giyse kocaman bir meme ortaya çıkıyor, bu ciddi bir çekingenlik yaratıyor. Bu süreci atlatan erkekler uzun yıllar estetik cerrahiye ihtiyaç duymuyor. Bunun da sebebi erkeğin iş odaklı olması. Orta yaşı deviren erkeklerde ise yıpranma ortaya çıkıyor, kırışıklıklar, göbek, saç dökülmesi gibi… Genç ekiplerle çalışan erkekler daha genç görünmek için geliyor. İstatistiksel olarak baktığımızda erkekler bir numarada saç ekimi, ikinci sırada burun, üçüncü sırada meme küçültme, sonra liposuction ve göz kapağı ameliyatları yaptırıyor.

Beden dismorfik bozukluğu
Prof. Dr. Reha Yavuzer estetikle ilgili bir hastalığa da dikkat çekiyor. “Beden dismorfik bozukluğu diye bir hastalık var. Bu hastanın bedenini olduğundan farklı algılaması demek. Hasta size “benim boynum sarktı” diyor, bakıyorsunuz öyle bir şey yok, sonra “kaşım düştü, kaldırtmam lazım” diye geliyor. Bu hastaların yaşı ile uyuşmayan ameliyat profilleri oluyor. Estetik cerrahi isteğe bağlı bir durum olarak algılandığı için bu bireyler “ben bunu istiyorum” diye diretebiliyor. O noktada ne yaparsak yapalım ana karar mercinin hekim olduğunu, patronajın doktorda olduğunu bilmek ve hastaya empoze etmek lazım” diyor.

Estetik ameliyata doğru yaklaşım
Prof. Dr. Reha Yavuzer estetik cerrahide sihirli bir yaklaşımın olmadığı görüşünü savunuyor. “Estetik ameliyatta bireyin neyi, neden istediğine bakmak gerekiyor. Bazen saçma görünen istekler mantıklı olabiliyor. Örneğin bir spiker gelip göz kapağının üstündeki çizginin ortadan kaldırılmasını istiyor, çünkü kamera yüzüne yakın plan giriyor ve normalde kimseyi rahatsız etmeyecek olan çizgi, büyütüldüğü için rahatsız edici olabiliyor. Estetik ameliyata gelmeden önce fikri ön hazırlık gerekiyor. İnsanlar kendisine bu ameliyatı neden istediğini sorgulamalı, ‘gerçekten burnumu mu değiştirmek istiyorum, yoksa başka bir şeyi mi?’ diye. Burun ameliyatını yaptırmayı düşünen kişi, bu ameliyatı ortalama 3-5 yıl içinde oluyor. Eğer üç gün sonra ameliyat olmak için karar verdiyse bu sıkıntılı bir süreç. Sindirerek karar verilmeli. Çok araştırma yaptığında da bazen akıl karışıklığı oluşabiliyor. Bu sahilde bir restorana oturduğunuzda, aklınızın diğerlerinde kalması ve yediğiniz nefis yemeğin tadını çıkaramamanıza benzer. Fakat nihayetinde doğru motivasyonla yapılan estetik ameliyatlar kişinin duruşunu değiştiriyor, öz güveni yükseliyor ve hayata daha pozitif bakmasını sağlıyor.

1 beğeni Bakım , Elele , Sağlık # , , , ,
Paylaş: / / /